İçeriğe atla
VENÜSCollective

RöportajGülsüm Özgüner

Obsesif Hisler - Mehmet Alp ile Röportaj

Venüs: Öncelikle sizin hakkınızda konuşalım, müziğe nasıl başladınız, hatırladığınız güzel bir anınızı konuşmak isteriz

Mehmet Alp: Ortaokulda gitar çalarak başlamıştım. Birkaç ay sonra okulda arkadaşlarla grup kurma meseleleri başlamıştı ve ben de o gruplarda yer alabilmek için tüm yaz boyunca sabah akşam gitar çalıştığımı hatırlıyorum. Eylül geldiğinde ilk grubumu kurmuştum. Ardından ilk şarkılarımı yazmaya başladım. Sürekli yeni müzik grupları keşfediyordum, müzikle ilgili filmler kiralayıp izliyordum, konserlere gidiyordum... Sanırım müziğe gerçekten bağlandığım dönem de o yıllardı.

Venüs: Gitarınız hakkında yorumunuzu alalım, Les Paul’u albüm kapağında bile görüyoruz, çok seviyorsunuz...

Mehmet Alp: Les Paul, fakat bendeki aslında Epiphone’un bir modeli. Albüm kapağındaki gitar ise sanırım The Tool marka, kullandığım ilk elektro gitarımdı. Bu gitarların hem görüntüsünü hem de tonlarını çok seviyorum. Ama tabii Fender’e de, PRS’e de hayır demeyiz.

Venüs: Türkiye’de Rock’n Roll öldü mü?

Mehmet Alp: Şarkıda da söylediğimiz gibi: “HAYIR.” Rock’n Roll hala yaşıyor ama bugün kendine eskisi kadar kolay alan bulamıyor.

Hep olan bir şeydi belki ama insanların tüketim alışkanlıklarının değişmesiyle birlikte kolay tüketilebilir şeylere çok daha fazla yöneldiğini görüyoruz. Genel olarak yeni şeyler duymaya eskisi kadar istekli bir topluluk görmüyorum. Müziğe çok kolay ulaşabilmek ve onu çok hızlı tüketmek, insanların müziğin ne kadar değerli olduğunu unutmasına neden oluyor. Bence bu durum diğer sanat dalları için de geçerli.

Popüler olmuş eski gruplar ve müzisyenler belki bu değişimi aynı şekilde hissetmiyor. Fakat bugün yeni nesil olarak gerçekten Rock ve Metal müzik yapan bağımsız müzisyenler ve gruplar bu dönemde ciddi şekilde zorlanıyor.

Venüs: Sakince anlatmak ve bağırıp çağırmak arasında kalmak gibi çoğu şarkınız, duygu geçişleri hakkında neler söylemek istersiniz?

Mehmet Alp: Çünkü hayatta da duygularımız tek bir yerde durmuyor. Şarkılarda da o geçişleri olduğu gibi bırakıyorum. Hayatımın farklı dönemlerinde, farklı duygu durumlarından çıkan parçalar bunlar. Bazen sakince anlatırsınız bazen de bağırmak istersiniz. Bazen de ikisinin arasında ince bir çizgi vardır. Sanırım bazı şarkılarımda da biraz o çizgide dolaşıyorum

Ne hissediyorsam, biraz da o şekilde yazıyorum.

Venüs: Sahneyi batırdığınız bir an var mı ?

Mehmet Alp: Çok var :) Bir konserin tam ortasında gitar pedallarımın bozulduğunu ve uzun bir süre onu çözmeye çalıştığımızı hatırlıyorum. Başka bir konserde “Obsesif Hisler” çalarken altyapıyı duyamamıştık; önden giden bir altyapının arkasından yetişmeye çalışarak şarkıyı söylemiştim. Liste uzar gider…

Venüs: Yapay zeka çağındayız, yapay zeka ile yapılan şarkılara tepkiniz nedir?

Mehmet Alp: Yapay zekayla “şarkı üretme” fikri benim müzik yapmaya bakış açıma pek uygun değil. Son dönemde insanların nostaljik şeylere yönelmesini de biraz buna bağlıyorum. Çünkü gerçek insanlar, gerçekten yazılmış sözler, müzikler ve duygular haliyle daha samimi geliyor.

Bu kadar kolay üretilebilen ve insan dokunuşunun giderek azaldığı şeylerin özellikle Rock müziğe çok yakıştığını düşünmüyorum. Benim için işin en güzel tarafı da zaten yazmak çalmak ve söylemek. Ben kendi adıma müzik yaparken bu tarafını kaybetmek istemiyorum

Röportaj · Gülsüm Özgüner · 29 Eylül 2026

Tüm yazılar

Diğer yazılar